|
Fungusun konidi taşıyıcıları oldukça kalın ve 3-5 mm uzunluktadır. Bunlar bitkinin çeşitli organları üzerinde yanyana ve çok sık oluşurlar, uç kısımları hariç diğer kısımları koyu renklidir. Uçlardan çok sayıda ve kısa sapçıklar çıkar. Bu sapçıkların ucunda oluşan konidiler ile konidi taşıyıcıları bir üzüm salkımını andırır. Tek tek konidiler renksiz olmasına karşın, kitle halindeyken kurşuni renkte görünmesi koyu renkli konidi taşıyıcılardan ileri gelmektedir. Konidiler tek hücreli yumurta şeklindedir. Bunlar bağlı oldukları konidi taşıyıcılardan kolayca kopar ve dağılırlar. Fungusun meydana getirdiği sklerotlar sert, yassı ve siyah renklidir. Bu organlar daha çok meyve üzerinde fungusun meydana getirdiği küf tabakaları arasında siyah noktacıklar halinde oluşmakta bazen de yaprak sapı üzerinde de görülmektedir. Ayrıca topraktaki hastalıklı bitki artıkları üzerinde de çok sayıda sklerot oluşabilmektedir. Uygun olmayan koşullara özgü olan bu organlar genellikle 5-7 mm iriliğinde olup bazen 13 mm boyda olanlarına da rastlanmaktadır. Soğuğa ve kuraklığa dayanıklı olan sklerotlar uygun koşullan bulduklarında çimlenerek miselyum vermektedirler. Doğada, ilkbaharda gelişen bu miseller üzerinde de konidiler oluşur ve çevreye dağılan konidiler konukçu bitkiyi bularak gelişme ve üremelerini sürdürürler. Konidilerin en yüksek oranda çimlenme gösterdiği sıcaklık aralığı 15-25 C~dir. Konidi ve sklerotlar çok düşük sıcaklık derecelerine dayanıklı olmakla beraber 35 C nin üzerinde çimlenme güçlerini yitirirler. Fungus olgun çilek meyveleri üzerinde ve 20 C de en kısa inkubasyon periyoduna sahiptir. Bulaşmadan 24 saat sonra yukarıda belirtilen sıcaklıkta ve % 95~in üzerinde orantılı nemde hastalığın ilk lekelerini görmek olasıdır. Bu durum gerek tarla gerekse depo devresinde hastalığın ne kadar büyük bir hızla geliştiğin i göstermektedir.
|